9 Mart 2015 Pazartesi
Düşünsene, bir uçaktan önce paraşütünü sonra kendini attığını. Evet aslında düşününce aşk dediğimiz şey de böyledir. Çünkü; aşkın ilk zamanları yerçekimsizliğin muhteşem hissi ve manzaranın büyüleyici güzelliği sırtında paraşüt olup olmadığını unutturur. Ama yere yaklaştıkça birden aklın başınıza gelir ve uçaktan kendini atarken paraşüt takmadığını, dahası, bunu bilerek ve isteyerek yapmadığını hatırlarsın. Yüksekten bakıldığında olağanüstü görünen yeryüzü şimdi seni korkutur. Etrafına bakıp paraşütü aramaya başlarsın. Hava direnci eğer paraşüte ve sana adaletli bir şekilde davrandıysa paraşütle aynı yükseklikte olabilirsin. Adil bir durum yoksa ortada (ki genelde olmaz) paraşütün çoktan yere çakılmıştır ve senin de pek fazla vaktin kalmamıştır. Neyse bu kötü ihtimali hiç düşünmeyelim bile. Paraşütünle aynı hizada olduğunu varsayalım ve senin ona ulaşmak için neler yapabileceğinden bahsedelim. Yüzersiniz efendim. Evet, aynen suyun altındaymışsın gibi kurbağalama olacak şekilde paraşüte doğru hamleler yaparsın. Minik hava molekülleri eminim ki bu hareketini karşılıksız bırakmayacak ve paraşütle aranızdaki mesafenin kapandığını göreceksin. Tabii yüzerken de hava direncinin paraşütle aynı kalmasını (ki genelde kalmaz) sağlamak üstün bir beceri ister bunu da unutmayalım. Geçelim bunları, biz gelelim paraşütü yakaladıktan sonra neler olacağına. Evet paraşütü yakaladın ama bu yetmez onu sırtına takman lazım hem de hemen. Yerdeyken bile zor olan bu işi havada nasıl yapacağız diye hiç sormayın "aşk" bu efendim. Zor olacak tabii! (ki genelde çok daha zordur) geçelim zorları biz, diyelim ki yer sana çarpmadan sen paraşütü sırtına bağladın ee şimdi bi de açılıp açılmama ihtimaliyle karşı karşıya gelirsiniz paraşütün (ki genelde açılmaz). Ama diyelim ki şansın yaver gitti ve açılacağı tuttu paraşütün. Evet işte bu andan sonra yere süzüle süzüle yavaş ve güvenli bir şekilde inmeye başlarsın. Yüzünde bir gülümseme vardır. Aşk savaşını kazanmış ve bir zafer sarhoşluğunun verdiği rahatlamayla kendini iplerin ellerine bırakmış yere doğru, sevdiğinize doğru, aşkınıza doğru emin adımlarla yaklaşmaktasın. Tabii kızın babası yerde sizi beklemiyorsa (ki genelde bekliyordur). Bunun başka ihtimali olmadığı için iyimser bi senaryo yazmak mümkün değildir. İnsan düşünemez hayal bile edemez çünkü aksini. Artık sizin akciğerlerinize kuvvet paraşüte doğru nefesiniz yettiği kadar üfleyin efendim. Belki yükselip uçağı bile yakalarsınız kim bilir? Tanrı bilir efendim. Aşkın ne olduğunu da, başını da, ortasını da, sonunu da, tanrı bilir efendim. En güzeli uçaktan hiç atlamamak ama olmuyor işte. Yer çekiyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder