12 Eylül 2016 Pazartesi

Hiç tanımadığınız birisini görürsünüz. Görür görmez hayatınız değişir. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını daha o anda anlarsınız. O’nun hayatınızı değiştireceğini bilirsiniz.
Çeker sizi kendine, tam olarak anlamaz, idrak edemezsiniz ne halde olduğunuzu. Ama çekimi hissedersiniz. Hem korkarsınız, hem kaçarsınız, hem de takip edersiniz.
Ama karşı koyamazsınız..
Sesini duyarsınız, dünyadaki bütün müzikler anlamsız kalır O’nun ses tonu karşısında. O ses en sevdiğiniz müzik olur, hep dinlemek istersiniz.
Anlamazsınız..
Tenine dokunursunuz, o ten cennetiniz olur. Bir metre bile uzaklaşmak istemezsiniz cennetten. Hep dokunmak istersiniz. Ayrı kaldığınızda susuz bir çiçek gibi solarsınız. O’nun varlığında yeşerirsiniz. bağımlı olursunuz. Olduğunuzu fark edersiniz.
Karşı koyamazsınız..
Hayaller kurarsınız O’nunla. Yıllar sonrasını farklı güzelliklerle yaşarsınız kafanızda. O hayatınızın merkezi olur, ruhunuzun merkezi olur..
Anlamazsınız..
O’na yaklaşan herkese kızarsınız. O’nu herkesten kıskanırsınız. O’nu hep istersiniz. O ise sıkılır hafiften. İlginiz yorar O’nu. Korkutur. Ne yapacağınızı şaşırırsınız. Hata yaparsınız.
Karşı koyamazsınız..
Her güzel şey gibi bitersiniz “siz” de. Geriye hatıralar ve hayal kırıklığı kalır. Hayal bahçesinin gülleri sararır. Siz de kutsallığın yıkıldığını hissedersiniz. Cennetinizin anahtarı kaybolur, ilahi müzik kapanır. Nerede, ne zaman, nasıl kaybettiğinizi düşünürsünüz O’nu.
Anlamazsınız..
Anlamaz ve karşı koyamazsınız..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder