18 Ocak 2017 Çarşamba

İnsanlar olarak zeki varlıklarız, evet. 

Konuşmayı geçtim, fikirlerimizi yazıya dökebiliyor, duygularımızı sanatla ifade edebiliyoruz.
Bir dakika. Tamam duygularımızı müzikle veya resimle ifade ettik diyelim, renklerle, gölgelerle ışıkla ve notaların harmonisiyle bunları şifreledik.
İyi de bunu gören veya dinleyen kişi nasıl deşifre edip anlıyor o duygumuzu?

Mesela müzisyenlerin ve ressamların duygularını harekete geçiren eserleri kolaylıkla yapabildiklerini biliyoruz da işte bunu nasıl yapıyorlar? Madagaskar çizgi filminde "i like move it! move it!" şarkısını duyunca içi kıpırdamayan var mı? Ya da arabada giderken Slipknot veya Max Cavalera reisi dinlerken hareketleri değişmeyen? Loreena Mckennit bacımızdan Coventry Carol dinlerken sakinleşmeyen? Yalnız değilim değil mi lan?

Bilinen o ki, duygular belirli sanatsal imgelerle temsil edilebiliyor ve bunu tanıyan kişinin o duygusu harekte geçiyor. Bunun deneyini bile yapmış elin oğlu. Afrikalı bir kabileye batı tarzı müzik dinletilmiş ve müzikteki hüzün, neşe veya korku gibi ögeleri rahatlıkla tanımlayabilmişler.

Steven Pinker isimli ünlü idrak psikolojisti ve dilbilimci konu ile ilgili bir fikir öne sürmüş.
İşitsel kek demiş müziğe (sıfatı gibi tanımı da anormal bu arkadaşın). Şarkılar, tıpkı kekin tat alma duyularımızı sömürdüğü gibi bizim duygularımızı sömüren şeylerdir diyor. Yani şarkılar bizim duygularımız içindeki haberleşme içgüdülerine saldırır ve sömürür diyor. Onları uyandırır ve sömürürmüş.

Elbette Norveçli balıkçılar ve bazı bilimadamları bu değişikle aynı fikirde değiller. Müziğin ve görsel sanatın en basit anlamda haberleşme dürtüsü olduğu fikrinde olan bilim adamları ve psikologlar olsa da mezdeke duyunca ayağa kalkan kadınları açıklamıyor. Hayriye teyze nasıl dansöze dönüşüyor 3 saniyede? Nasıl?

Mark Changzi isimli bilim adamı ise müziğin insanda belli duyguları harekete geçirdiğini çünkü notaları ve harmoniyi insan evladının bir şekilde kendi hareketleri ile bağdaştırdığını ileri sürüyor. Mark kardeşimize göre insan, etrafındaki dünyada olup biten ifade ve hareketlerden duyguları öğrenme ve bazen empati yapma ve benzer duyguları belirli hareketlerle bağdaştırma eğiliminde. Ne şiş yansın ne kebap diyor Mark kardeşimiz sanki.

Bilim henüz müziğin veya görsel sanatın insandaki belli duyguları nasıl harekete geçirdiğini tespit edebilmiş değil.

Mars' a koloni kurmayı planlayan bilim dünyası bunu daha açıklayamıyorsa boşuna uğraşmasın. Önce insana baksın.

İşin görsel kısmından da bahsedecektim az biraz haddim olmadan ama yoruldum. Dur bi Lana Del Rey dinleyeyim de bazı duygularım harekete geçsin.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder