Kemal amca doksan yaşında, dolu dolu doksan. Neşe teyze seksen iki yaşında, o da dolu dolu seksen iki. Kemal amca her sabah erkenden denize girer, kendisi "sabah deniz çarşaf gibiydi diyen amcalardan" Neşe teyze de bastonuna yaslanarak iniyor sahile onunla beraber. Kenarda oturup izliyor, "çok açılma Kemal" diye sesleniyor. Kemal amcanın onun sesini duymasına imkan yok derken, "tamam hanım" diye cevap veriyor Kemal amca denizden. Birbirlerinin sesini, sessizce tanıyabilme özelliği kazanmışlar bunca senede. Deniz faslı bitince, çardağın altındaki masalara geçiyorlar. Çay içme ve tavla oynama zamanı şimdi.. Ben de yanlarına oturuyorum. "Kaç senedir evlisiniz Neşe teyze?" diyorum, hesap yapmakla uğraşmayıp "kendimizi bildik bileli" diyor. "Kim kazanacak oyunu kemal amca?" diyorum, bana göz kırpmaya çalışıp "ben iyi oynarım ama hep Neşe' ye izin veriyorum kazansın diye" diyor. "Nesine oynuyorsunuz Neşe teyze?" diyorum, "akşam beni gezmeye götürecek" diyor gülümseyerek. "Sen iste, hep götürürüm" diyor kemal amca hemen..
Kemal amcanın gözleri iyi seçmiyor, Neşe teyze attığı zarların kaç kaç geldiğini ona söylüyor her defasında. Neşe teyzenin elleri çok titriyor, kemal amca onun yerine de atıyor zarları. Neşe' si için attığı zarlar hep daha iyi geliyor. Bense, yanlarında her gün oturup onları izliyorum böyle. Öğlen sıcağı basmaya başlamadan da, kol kola evlerine gidiyorlar ağır ağır. Bu saydığım rutinler her gün her gün, aynı sırayla tekrarlıyorlar. Yüzlerinde en ufak bir sıkıntı, en ufak bir bunalma hissi okuyamıyorum.
Şimdi sana Neşe teyze ile Kemal amcanın yıllar yıllar önceki tanışma hikayelerini anlatsam; "Ah, ne romantik.. Aşk işte bu" diyebilirsin, ama anlatmayacağım. Çünkü başlangıcı bu şekilde romantik olan, masalsı olan, bir hikayesi olan ve hikayesine özenilen, imrenilen, kıskanılan bir sürü aşk hikayesi bulmak kolay. Elimizi kolumuzu hafiften sallasak etrafımızda bitiverirler, hatta içimizde bitiverirler. İşte bu yüzden anlatmayacağım. Beni hikayenin girişinden çok, gelişme kısmı ilgilendiriyor artık. Bu yüzden sana onların şimdiki hallerini anlatmak istedim ya. Aşk, sürdürülebildiği sürece aşk olmalı diyorum onlara baktıkça. Sadece ilk zamanlar duyulan fiziksel ve kimyasal çekimle açıklayamıyorum bunu kendime. Sürdürülebilir olmalı, sürdürülürken de elbette evrilmeli; Kimimiz sevgi diyoruz bu evrime, kimimiz alışkanlık, kimimiz bağımlılık, kimimiz saygı, kimi arkadaşlık..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder