20 Şubat 2016 Cumartesi

Kalitesiz, sağlıksız ve tamamen karşılığa dayalı bir sevme şekli bence bu. Ve buna sevgi demek bile yanlış ama aşk kuşlarını kaçırmamak için şimdilik öyle diyelim..

İşin öncelikle biyolojik kısmına değinelim; hani aşkınızı görünce kalbiniz daha hızlı atıyor ya da onun yanındayken kendinizi daha farklı ve mutlu hissediyorsunuz ya, işte bunlar karşınızdakinin ruh eşiniz olduğunu gösteren ilahi işaretler falan değil; tamamen hormonal ve eğer araştırmalar doğrulanırsa siz bu çarpık işaretleri en geç 4 sene içinde uzun vadeli bir sevgiye çeviremezseniz yok olmaya, ilgi duyduğunuz başka bir karşı cinsle olan ilişkinizde yer almaya mahkumlar. Türkiye şartlarında bu sürede kendinizi yüzük ve evlilik cüzdanı ikilisiyle hayatı harcanmış şekilde bulmanız dahi mümkün, aman dikkat.

Araştırma falan dedim ama o kısım duyacağınız son pozitif bilimle alakalı bir kısımdı zira ben buraya kendi tespitlerimi yazmaya geldim, açılın.

Ne yazık ki devasa uyumsuzluklarına rağmen bütün çiftler 4 senede ayrılmıyorlar. Dolayısıyla gözünüzün önünde aşk adı altında hayatının hatasını yapma yolunda adımlar atan insanlar varsa bu araştırmaya güvenemiyorsunuz, başka şeyler ortaya koymanız gerekiyor. İşte ben bunların birkaçından bahsetmek istiyorum.

İlk ve en önemli olanı aşkın iflah olmaz derecede bencil bir duygu olması. Öyle ki insanlar en olmayacak senaryoları bile kafalarında canlandırarak kıskançlık krizlerine giriyorlar. Gerçekten başka insanlarla yakınlaşmanın sorun olmaması gerçeğini geçtim çoğu kez bunlar kuruntudan öteye gidemiyor. Aşık maşukunun insan olduğunu unutuyor ve onun sahibi olmak istiyor, dünyada bir tek o olsun istiyor, başka kimseyle günlük ilişkilerin dışında yakınlaşılsın istemiyor. Böyle sevgi mi olur lan? Seven kıskanır demesin kimse. Zira bu kıskançlık değil bayağı bayağı tasma takma girişimi. Çevrenizdeki sizi gerçekten seven insanlar sizin birey olarak mutluluğunuzu isterken aşkınız onsuz mutsuz olmanızı ve daima onunla beraber olmanızı istiyor ve siz buna sevgi mi diyorsunuz? Çok ayıp ediyorsunuz.

İkinci kısmı ise daha çok seviyorum. Önce birine aşık oluyorsunuz sonra onun kötü yanlarını budamaya, eğitmeye girişiyorsunuz. Lafa gelince senin için her şeyi yaparım seni olduğun gibi seviyorum ama fiiliyatta iş mükemmel erkek/kadını yaratma denemesi gibi. Bu süreçte beyniniz çalışmayı muhtemelen bırakıyor ve aşık olduğunuz insanın o hatalar ve özgürlüğü olmadan aslında aynı kişi olmayacağını görmüyorsunuz. Herkes erkek/kadın mükemmelin peşinde ve kimse aşkı için de olsa kötü özelliklere tahammül edemiyor. Ondan sonra bütün iyi erkek/kızların kapılmış olması, hoşgörülü zeki nazik erkek/kız gibi başlıklarda umutsuzluk çığlıkları atıyorsunuz. Aslında o özellikte insanlar var çevrenizde ama siz yakınlaştığınızda kötü kısmıyla o kadar saplantılı hale geliyorsunuz ki asıl büyük kısım olan iyi özellikleri görmüyorsunuz. Samimiyetinizi sıçayım.

Aşkımızı tasmaladık, eğittik ama artık bizi daha da iyi anlasın istiyoruz, Eğitimimiz uzun süreli olsun diyoruz. N'apıyoruz? İhlallere ceza veriyoruz. Başka bir deyişle trip atıyoruz. Bizi konuşmadan anlasın, kırk takla atsın, o kadar büyük sorun haline getirelim ki her şeyi bizim haksız olduğumuzu unutsun illallah ettiği için istemediğimiz şeyleri bir daha yapmasın diyoruz. Ulan iddia ettiğinizin yarısı kadar sevseniz karşınızdaki kişiyi azıcık toleransınız, tahammülünüz olur ama yok, gittikçe artan bir egoyla daima üste çıkarak karşı tarafı bastırmaya çalışıyor ve sırf aşık olduğunuzu söylediğiniz için bunun meşru gözükmesini bekliyorsunuz.

Bu kişilik bastırması öyle bir noktaya geliyor ki kişi sadece kendi arkadaşlarının doğru, kendi akrabalarının iyi, kendi fikirlerinin doğru, kendi izlediği tv programlarının güzel, kendi hediye fikrinin uygun olduğunu dayatmaya çalışıyor. Bu noktada ilişki bitmesi gerekirken türk aile değerleri yüzünden öyle olmuyor ve gözler dışarı çevriliyor. Aldatmak kişiliksizliktir ama aldatılmak her zaman masumiyetle eş anlamlı değildir bunu unutmayın. Ne ektiyseniz onu biçiyorsunuz oh olsun.

Aşık olmayın, olanları uyarın, sakın beynin çalışmadığı böyle bir noktada umarsızca evliliğe atlamayın ve en önemlisi birey olduğunuzu unutmayın. Kimsenin sizi yönetmesine ve size malıymış gibi davranmasına izin vermeyin.