8 Ocak 2017 Pazar

Dünyamızın bugünkü halini alana kadar hangi süreçlerden geçti?

13,7 milyar yıl önce.. Etrafımızda hiçbir şey yok. Uzay ve zaman bile yok. Hayal edebileceğimiz en karanlık ve boş an. Ve birden evren ortaya çıkıyor. Bir atom kadar ufak ve inanılmaz derecede sıcak. Bugün evrende olan her şeyi içinde barındırıyor bu küçük nokta. Ve tabi inanılmaz bir hızda etrafa genişlemeye başlıyor.

İlk birkaç saniye içinde bu enerji farklı parçalara bölünüyor ve evrendeki dört temel kuvveti oluşturuyor. Bunlar kütle çekimi, elektromanyetizma, güçlü ve zayıf çekirdek kuvvetleri. Ortaya çıkan bu enerji oldukça büyülü bir şey yapıyor, katılaşarak maddeye dönüşüyor. Bunun sonucunda ileride protonu oluşturacak quarklar ve elektron içeren leptonlar oluşuyor. Yani maddenin yapı taşları ortaya çıkmış oluyor.

Patlamadan 380 bin yıl sonra hidrojen ve helyum gibi basit atomlar ortaya çıkıyor. Bu atomların daha yoğun bulunduğu yerlerde kütle çekimi daha kuvvetli hale geliyor. Böylece yoğun yerlerdeki kütle çekimi, hidrojen ve helyum atomlarından oluşan bulutları kümeler halinde sıkıştırmaya başlıyor. Her bir bulutun yoğunluğu arttıkça kütle çekimi daha da artıyor ve bulutların merkez sıcaklığı da artmaya başlıyor. Bulutların merkez sıcaklıkları 10 milyon derecelik eşik değerin üzerine çıktığı zaman protonlar birleşmeye başlıyor ve inanılmaz bir enerji açığa çıkıyor. Böylece büyük patlamadan 200 milyon yıl sonra evrenin her yanında yıldızlar ortaya çıkmaya başlıyor. Milyarlarca yıldız!

Büyük yıldızlar ölmeye başlayınca patlayarak çok yüksek ısılar yaymaya başlıyorlar. Bu sayede protonlar farklı kombinasyonlarla birbirleriyle birleşerek periyodik tablodaki elementleri oluşturmaya başlıyorlar. Bu aynı zamanda bizi ve etrafımızdaki her şeyi meydana getiren atomların bir süpernova patlaması sırasında oluştuğu anlamına geliyor.
Genç yıldızların yakınlarında tüm bu elementler bir araya geliyor ve yıldızın etrafında dönmeye başlıyorlar. Bu elementler bir araya geldikçe ufak toz tanelerini oluşturuyorlar. Daha sonra kayaları, asteroidleri, gezegenleri oluşturuyorlar. Ve bizim dünyamız da patlamadan 9,2 milyar yıl sonra bu şekilde oluşuyor. 


Peki ya gezegenimizdeki ilk canlı organizmaların nasıl ortaya çıktığını düşündünüz mü?

En genel bilinen durum, gezegenimiz gaz ve toz bulutundan oluştu.

Canlı organizmaların ortaya çıkması için gerekli kimyasal olayların gerçekleşmesi gerekir. Bunun için en başta ihtiyacınız olan şey enerji. Ama bu enerji çok fazla olmamalı. Bir yıldızın merkezindeki enerji o kadar fazladır ki, burada bir araya gelen atomlar hemen tekrar ayrışırlar. Bu enerji çok az da olmamalı. Yıldızlar arası boşluktaki enerji o kadar azdır ki, burada atomlar birleşemezler. İhtiyacınız olan şey yeteri kadar enerji. Bunun için de yıldızlara yakın mesafede bulunan gezegenler ideal bölgeler oldu. Dünyamız gibi!

İkinci olarak kimyasal çeşitliliği sağlamak için bir ortama ihtiyacımız var. Bu ortam gaz olamaz çünkü gaz halindeki maddelerde atomlar birbirlerinin yanından öyle hızlı geçerler ki birbirlerine tutunamazlar. Bu ortam katı da olamaz çünkü katılarda atomlar birbirlerine çok tutunurlar, hareket edemezler. O halde geriye sıvılar kalıyor. Su sıvılarda atomlar yavaş yavaş hareket edebilir, birbirlerine tutunabilir ve zincir haline gelip molekülleri oluşturabilirler.

Yıldızına uzaklığı tam olması gerektiği kadar olan gezegenimiz devasa okyanusların oluşmasına izin veriyor. Çeşit çeşit elementlerin bulunduğu bu okyanusların tabanındaki çatlaklardan dünyanın içinden gelen ısı dışarıya sızıyor. Bu derin okyanus bacalarında muhteşem bir kimyasal reaksiyon başlıyor.

Ama yaşam, rastgele bir araya gelen kimyasal bileşiklerin ötesinde bir şey. Tam bu noktada mucizevi bir molekül oluşuyor. DNA! Bu molekülün her bir basamağı bilgi içeriyor. Yaşayan organizmalar hakkında içerdiği bu bilgiyi kendisini kopyalayarak bütün okyanusa yaymaya başlıyor. Adeta bir yaşam şablonu görevi görüyor. DNA' nın asıl güzelliği ise onun kusurlu yönlerinde saklı. DNA kendini kopyalarken, her bir milyar basamakta bir hata ortaya çıkar. Ve bu aslında DNA 'nın bir şekilde öğrendiğini gösteriyor. Bu şekilde DNA yaşayan organizmaları yapacak yeni yollar biriktiriyor. Ve böylece daha büyük bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık bir hale geliyor. bu şekilde okyanuslarımızda tek hücreli canlılar ortaya çıkıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder